Parmaksal

Geldim...
Nereye gideceğini bilmeyen, defolu kukuş itişi gibi...
Ne saçmalıyorsun sesleri arasından fırlayan atların hırçın nal sesleridir halkınım korkusu.
Dıgıdık dıgıdık sesleri arasından sızan zurna sesinin inleten zırtlamasıdır,
fren sesidir.
Kabuksu bir dokusu vardır gibi yapsa da aslen yavşaktır.
İstersen çekersin uzar gider.
Nereye gittiğini kendisine bilmez.
Kendisi aslen yoktur.
Yok denilen de aslında kendisidir.
Ama bunu ne yok, ne de kendisi bilir.
Kim bilebilir ki?
Duyguların içinde yüzmeye çalışan, tecavüz edilmiş yavru foklar gibi şuursuzca dolanmaktan vaz geçmeye niyetimiz olduğunu,
kabullenme süreci içindeki dalgaların yüzde bıraktıgı çakma romantizmin ölüşünü;
ve parmak, anüs ikilisinin birleştikçe güçlenen egosunun bıraktığı kötü kokunun ardından.
Çekiyoruz sifonu duyguların üstüne.
Foş foş diye.....





