06 Ağustos 2009 Perşembe

Parmaksal


Geldim...
Nereye gideceğini bilmeyen, defolu kukuş itişi gibi...
Ne saçmalıyorsun sesleri arasından fırlayan atların hırçın nal sesleridir halkınım korkusu.
Dıgıdık dıgıdık sesleri arasından sızan zurna sesinin inleten zırtlamasıdır,
fren sesidir.
Kabuksu bir dokusu vardır gibi yapsa da aslen yavşaktır.
İstersen çekersin uzar gider.
Nereye gittiğini kendisine bilmez.
Kendisi aslen yoktur.
Yok denilen de aslında kendisidir.
Ama bunu ne yok, ne de kendisi bilir.
Kim bilebilir ki?
Duyguların içinde yüzmeye çalışan, tecavüz edilmiş yavru foklar gibi şuursuzca dolanmaktan vaz geçmeye niyetimiz olduğunu,
kabullenme süreci içindeki dalgaların yüzde bıraktıgı çakma romantizmin ölüşünü;
ve parmak, anüs ikilisinin birleştikçe güçlenen egosunun bıraktığı kötü kokunun ardından.
Çekiyoruz sifonu duyguların üstüne.
Foş foş diye.....

23 Haziran 2009 Salı

Kullan At


Neresinden bakarsan bak aynı gibi gelmeye başladı,
bu aynanın yansıttıkları.
Sıcağın gırtlakta oluşumuna katkısı büyük çığlıkların,
arkasına gizlenmiş çocuklar gibi salaklaşmaya çalışarak geçen,
güneşin aydınlattığı, aptallıkların kararttığı sanal oyuncaklar olduk.
Sıcaktan her yerime yapışmış kedi tüylerinin bir kısmını,
biramı yudumlarken yutmuş olmanın getirisi hafif paranoya.
Gelene geçene kafa atarak ana avrat küfür etme isteğini bol masturbasyonla geçiştirdiğim günler.
Kabullenme zorunluluğum olmadığını anlatma gereği duymadığımı bile anlamaktan yoksun dallamalar ordusu.(Kullan At)
Ortada sebep ya da sebepcikler araması yapmaya gerek bırakmayan teknoloji harikası telefonlar.(Kullan At)
Kendilerini dünyanın en önemli canlısı sanan tuvalet kağıdı askısı gibi kızcıklar.(Kullan At)
Gömlek yakaları yüzünden dünyanın samimiyetini görmekten aciz hödükler.(Kullan At)
Suni vajina üretiminde dünyanın bir numarası olan anlamsız çinliler.(Kullan At)
Sorgulama gereği bile duyulmayan sivrisinek hisssiyatında ki güzelim gece insanları.(Kullan At)
Genel olarak sevmediğim şey, sevmediğim şeyin, sevmediğim şeyden daha uzak olmasını istememden daha sevgi dolu olduğu hissini,
etrafımda ki gereksiz sevgi açları yüzünden kaybettiğimi anlamam.
Boşuna mı bunca küfür.
Hiç mi ders almıyorsunuz?
Hiç mi ders almıyorum?
Yaşasın 'Alzheimer'
Yaşasın hatırlanmaya değen anılar....

11 Nisan 2009 Cumartesi

İsimlik


kapanırdı gözler
hayatın güzelliğinin kokusunu hayal ederken.
istenirdi mutluluk siparişleri hızlıca çalsın kapıyı.
dinlenirdi güzel şarkılar,
izlenirdi güzel filmler,
özlenirdi güzel insanlar.
bakılırdı hep karşıdan karşıya geçerken,
daha önce başa gelen kazaların sızlamalarını yeniden yaşayarak.
kaşık çatlarla yolcu edilirdi umutsuzluklar.
ufak gülümsemelerle karışık heyecanla karşılanırdı yeni umutlar.
hepsini tek nefeste yapabilirsin istersen.
tek göz hareketi.
tek dokunuş.
tek bekleyiş.
tek insan.
tek hayal.
tek hayat.
kıymetini iyi bilmek lazım.
tek oldugunu unutmadan.
acıtmadan.
üzmeden.
kırmadan.
sikmeden.
sokmadan.

27 Ocak 2009 Salı

Demedim


Toplanamamış ruhsal ve kafasal bakış açılarının içinde kaybolmuşluk numarası ile prim yapmaya çalışan kuzucuklardan olmaya gerek yok.
Sonuçta netlik kadar hayatı kolaylaştıran nemlendirici etkili bakış açılarını hop diye tespit etmek yetenek ister.
Duruşsal dansözlüğün bu kadar gündem de olması rüyalarıma girmeye başladı.
Kendimi o kıyafet içinde gördüğüm an uyanmak istemem diye tahmin ediyorum.
Hatta mümkünse kimse kendini o şekilde görmesin ruhen.
Beden kısmıyla çok ilgilenesim yok.
İnsan belki bazı dönemlerde sadece köfte yemek isteyebilir.
İnsan, insanlıktan çıkarak asıl insanlığa inanma sürecinin tadına bu şekilde varabilir.
Tarzların değişken olması hayatın eğlencesi aslında.
Bir bok demedim.

20 Ocak 2009 Salı

Gölge


Gergin bekleyişler içinde geçen karanlık anlar.
Kapanmışlığın getirdiği vahşilikle kaynaşan replikler.
İstemeden düşündüğünü, düşüdüğüne kendini inandırdığın kuşkular.
İçerken keşke bitmese dediğin yudumlar.
Nefes almanın sıradanlığının tadını çıkardığın saniyeler.
Korkularından korkmayı ihmal etmekten çekinmeyecek kadar şımarık olabilen durumlar.
Aradığını bulmanın yarattığı kendine güvenle ortaya çıkmış saçma gülümseme.
Güzel bir şarkıyı dinlerken, bulunduğun yer ve zamandan yada olduğun şeyden gözlerini kapatarak uzaklaşmak.
Göz yaşlarımızın varlığını bilip ama onları özgür bırakacak cesareti gösteremediğimiz duygular.
Ve birbirini takip eden hayal kırıklıklarını birbirine düğümlediğimiz eksik anılar.
Hiç birisi geride kalmıyor.
Hepsi günün gölgesi olmuş durumda.

Denyosal


Duydukları ya da gördükleri insanının düşüncelerini değiştirme konusunda çok yetkin arkadaşlar.
Kurgulamadan geçen dakikalar, sadece başka şeylere zaman ayırma lüksümüzün olduğu anlar gibi .
Belirsizliklerin şikayet mekanizmalarını tetiklemesinden gurur duyar tavırlarla, belirsizliklerin içine kendini atmaya çalışmak çok denyo bir hareket.
Ama sistem bunun üzerine kurulu.
Denyoluklar yapılır, sonra düzeltilmeye çalışılır.
Yalan ve kandırmacalarla örülü iletişim komedyasına dandik perdeler eklemek için sanki hepsi.
Gerçek olanla, inanmak istenilen arasındaki çizgi bazıları için kalın olabilir.
Ama benim için çok ince.
Bazı şeyleri istemek gerçekten olduğu anlamına gelmiyor.
İnanmak başarmanın yarısı olabilir ama oda hangi yarısı olduğuna bağlı .
Ufak oyunların büyük birleşimi gibi geliyor bazen hayat.
Ama oyunlar ufak, oyuncular ufak...
İster istemez finalin de çok etkileyici olmayacağını düşünüyor insan.
Süslü kelimelerin arkasına saklanıp, ufak hayallerin arasında kaybolmuşluğu kamufle etmeye çalışmak belki de gerçekten üzücüdür.
Belki de gerçekten arada üzülmekte gerekir...

19 Ocak 2009 Pazartesi

Gereksiz düşünceler...


Başlanılan noktada olmak!
Yaşamak, görmek, hissetmek ve sürüklenmek.
Üstüne yine başladığın nokta da olmak.
İnanmak, inanmamak, mantıklı olmak ya da olmamak.
Düşünmek, düşündürmek.
Sonra yine başladığın nokta da olmak.
Saçmalamak, kızmak, küfür etmek(ananı sikiyim).
Kafayı bulmak, sonra yine kaybetmek.
Yine başladığın noktaya geri dönmek.
Umutlanmak, heyecanlanmak, hayal kırıklıkları yaşamak.
Sonra yine başa dönmek.
İşemek, sıçmak , sevişmek.
Gelene selam, gidene güle güle demek.
Kendine geldiğin de yine başladığın yerde olmak.
Salaklaşmak, zekan la insanları şaşırtmak.
Donunda sallamak girmek isteyenleri.
Anlatmak, anlamak, anlaşılmak.
Kaçmak, kaçırmak.
Ağlatmak, korkutmak, sevmek, sikmek, sikilmek.
Sonra yine başladıgın nokta da olmak.
Yaşamak.
Başladığın noktayı iyi seçmek olabilir mi?