ro

Ufak bir kutunun içinde yaşadığını sana bilirsiniz görseniz.Aslında yaşadığı ufak kutu bir çogumuzun dünyasından bile daha büyük.İçinde oyuncakları,şekerleri ve hayalleri ile mutlu kendi halinde görünse de, aslında oda bizim gibi.Sıradan oldugunu söylerken hafif bir tebessüm beliriyor suratında.Sanki sıradan olmadığımı biliyorum ,seviyorum mütevazi insan numarası yapmayı ve sizin seviyenizde gözükmeyi der gibi.Ulaşılması bir kaç tuşa basmak kadar kolay gözükse de,aslinda bazilarinin elini uzatip alacağı kadar kolay,bazılarının sa senelerini vereceği kadar zor aslında.İnsan,robot,bebek,kadın hepsi tek vücutta toplanmış sanki.Vücut ta bir heykelin elinden çıkmışcasına.İlk kez ışıgını bu kadar net gördüm bu oyuncak bebegin.Korkmadim ,çekinmedim, şaşırmadim.Hep biliyordum orda oldugunu.Sadece elini uzatip alicakmışsın imajına kanmadim.Biliyordum almayi bilmek degil, izin vermesi gerektiğini.Belki hepsi kafamin içinde ufak oyuncuklar balonu olsa da, seviyorum kendimi inandırmayı bu şeker robotun da duyguları olduguna.
Kutudan çıkardığı şaşkın gözleriyle süzüyordu etrafını.Baktığı şeyleri görüyor du aslında.
Ama işine gelmeyenleri görmemezlikten gelmek onun mutluluk tercihiydi.
Her şeyi bilerek yapmasa da, ne oldugunu , ne olacağını, nereye gideceğini az çok kestiriyordu güzel kafasının içinde ki renkli beyni.Biliyordu nasıl kullanacağı kadar, hangi zamanlar da durduracağını da .
Öyle bir gün gibi başladı her şey, diger günler nasılsa bugün de öyle uyandi.Biraz nerde olduğuna şaşırmış, biraz gözlerinin içi kaşınarak,kremlerinin kokusu her yeri sarmış halde.
Kalktı yatağından ve her gün yaptığı mutluluk hazirlanişi ile başladı kısa güne.
Günaydınlar, merhabalar,kolay gelsinler, seni seviyorumlar arasında süzüldü her zaman ki yerine.
Baktı çok düşünmesine gerek olmadan hallettiği,degerlendirdiği ve sonuca ulaştığı dakikaların nasıl geçtiğine.
Söyledi kendisine defalarca ne kadar güzelsin, ne kadar seviyorum seni diye.
Sonra hiç bırakmadığı ama dışarıdan gözükmesi zor gülümsemesini takındı içine.
Ve dakikalarin avuçlarının içinden kayışını sakince, dikkatsizce gözlemledi.
Yine mutluydu, beklentilerini kendisi karşıladıgı sürece ve buna olan inancını kaybetmediği sürece mutlu kalacaktı.
Biliyor du diger üzüntülerin kalıcı olmadığını, biliyordu tek kalanın gerçek sevenleri ve kendisi olduğunu.
Baktı hayat aynasına ve gülümsedi.
1 yorum:
Bir an sen sandim... Degilsin sanirim.. :)
Yorum Gönder